MENÜ
Erzurum 18°
Dadaş Gazetesi
PAYLAŞ 
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
İbrahim Aydemir: İmkân büyüdükçe insanın mesuliyeti ağırlaşır
genel
29 Eylül 2026 Salı 21:15

İbrahim Aydemir: İmkân büyüdükçe insanın mesuliyeti ağırlaşır

Aydemir, servet, makam ve toplumsal etkinin insanı üstün kılmadığını, aksine taşıdığı sorumluluğu büyüttüğünü vurguladı.

Önceki dönem milletvekillerinden, Parlamenter Gazeteci ve Yazarlar Birliği Başkanı İbrahim Aydemir, insanın hayattaki yerini sahip olduğu para, makam veya şöhret üzerinden tarif etmenin ciddi bir değer yanılgısına yol açabileceğini belirterek, imkân arttıkça ahlaki sorumluluğun da büyüdüğünü ifade etti.

Aydemir, maddi güçten kamu görevine, bilgiden toplumsal itibara kadar insanın elindeki her imkânın nasıl kullanıldığı üzerinden anlam kazandığını söyledi. Servetin paylaşmayı, makamın adaleti, bilginin hakikati, toplumdaki etkinliğin ise faydalı sözü çoğaltması gerektiğine dikkat çekti.

“Bir insanın elinde ne kadar bulunduğundan önce, elindekinin kime ve neye yaradığını konuşmalıyız. İmkân büyürken sorumluluk küçülüyorsa orada ciddi bir ahlak problemi vardır” dedi.

SAHİP OLMAK ÜSTÜNLÜK ÖLÇÜSÜ OLAMAZ

Günümüz dünyasında başarı kavramının giderek maddi göstergelerle ilişkilendirildiğine işaret eden Aydemir, kazanç, unvan, görünürlük ve çevrenin genişlemesinin insanın değerini tek başına belirleyemeyeceğini kaydetti.

İnsanların çalışmasını, üretmesini, kazanmasını ve mesleğinde ilerlemesini hayatın doğal ve gerekli bir parçası olarak değerlendiren Aydemir, esas meselenin yükselirken hangi ölçülerin korunduğu olduğunu söyledi.

Aydemir, “Çalışacağız, kazanacağız, üreteceğiz. Başarılı olmak için gayret göstereceğiz. Fakat kazanç büyürken helal hassasiyetimiz azalırsa, makam yükselirken adalet duygumuz zayıflarsa, çevremiz genişlerken vicdanımız daralırsa ortada sorgulanması gereken bir durum vardır. Başarı insanı değerlerinden uzaklaştırmamalıdır” şeklinde konuştu.

KUL HAKKI BAŞARININ SINIRIDIR

Aydemir, insanın başkalarıyla ilişkisindeki en önemli ölçülerden birinin kul hakkı olduğunu belirterek, hiçbir maddi veya sosyal kazanımın başkasının hukukunu ihlal etmeyi meşru hale getiremeyeceğini vurguladı.

Özellikle yetki kullanan insanların daha ağır bir sorumluluk taşıdığına dikkat çeken Aydemir, kararların başka insanların hayatını etkilediği ölçüde adalet hassasiyetinin de artması gerektiğini ifade etti.

Makamı bu açıdan bir ayrıcalıktan çok görev alanı olarak değerlendiren Aydemir, “Yetkiniz arttığında daha fazla insana dokunuyorsunuz. Bir kararınız bir kişinin değil yüzlerce, binlerce insanın hayatını etkileyebiliyor. Böyle bir durumda makamın büyüklüğünden önce mesuliyetin ağırlığını hissetmek gerekir” dedi.

Servetin de benzer bir sorumluluk alanı oluşturduğunu belirten Aydemir, maddi imkânın yalnızca tüketim gücü olarak görülmemesi gerektiğini kaydetti. Kazancın aileye, ihtiyaç sahibine, üretime ve toplumsal faydaya yöneldiği ölçüde daha geniş bir anlam kazandığını ifade etti.

EN ZOR DENETİM İNSANIN KENDİ VİCDANIDIR

Aydemir, dışarıdan başarılı görünen her davranışın niyet ve ahlak bakımından aynı değeri taşımayabileceğine dikkat çekerek, insanın kendi kararları karşısında dürüst bir iç muhasebe yapmasının önemini vurguladı.

İnsanın yanlış bir tercihini dahi zamanla kendi zihninde haklılaştırabileceğini belirten Aydemir, “İnsan başkasına gerekçe anlatmadan önce kendi vicdanına cevap verebilmelidir. Kimse görmediğinde de doğru olanı yapabiliyor muyuz? Menfaatimizle hakkaniyet karşı karşıya geldiğinde hangisini tercih ediyoruz? Bizi övenler çoğaldığında eleştiriye hâlâ kulak verebiliyor muyuz? Esas muhasebe bu sorularda başlıyor” değerlendirmesinde bulundu.

Aydemir, şöhret ve toplumsal görünürlüğün de insanın kendisiyle ilişkisini değiştirebileceğini belirterek, takdir edilmenin amaç haline gelmesi durumunda hizmet düşüncesinin geri plana düşebileceğini söyledi.

İnsanın kendisini çevresindeki alkışla ölçmemesi gerektiğini ifade eden Aydemir, itibarın doğru sözün ve faydalı işlerin daha geniş kesimlere ulaşmasını sağlayan bir imkân olarak görülmesi gerektiğini kaydetti.

KANAAT ÇALIŞMAYA DEĞİL ÖLÇÜSÜZ HIRSA SINIR KOYAR

Kanaat anlayışının zaman zaman yanlış yorumlandığını belirten Aydemir, kanaatin üretmemek, kazanmamak veya ilerlememek anlamına gelmediğini söyledi.

“İnsan daha iyisini yapmak için gayret eder. İşini büyütür, üretimini artırır, yeni hedefler koyar. Kanaat bütün bunların karşısında değildir. Kanaat, insanın daha fazlasını isterken helal sınırını, başkasının hakkını ve kendi vicdanını kaybetmemesidir” dedi.

Aydemir, insanın sahip oldukları çoğaldıkça paylaşma imkânının da arttığını belirterek, gerçek kazanımın yalnızca biriktirilenle ölçülemeyeceğini ifade etti.

Hayatın sonunda makamların devredildiğini, servetin el değiştirdiğini ve şöhretin zamanla başka isimlere yöneldiğini hatırlatan Aydemir, geriye insanın yaptığı tercihlerin kaldığını söyledi.

Aydemir, “İmkânın büyüklüğü insanın büyüklüğünü göstermez. Asıl mesele, o imkânın hakkını verebilmektir. Kazancınızdan, yetkinizden, bilginizden ve toplumdaki yerinizden insanların hayatına ne kattığınız önemlidir. İnsan için huzurun yolu da buradan geçer. Elindekinin esiri olmadan yaşayabilmek, hakkı gözetebilmek ve sonunda vicdanına mahcup olmayacak bir hayat bırakabilmek… Bence gerçek zenginlik budur” ifadelerini kullandı.

Yorum Ekle
Yorumunuz gönderildi
Yorumunuz editör incelemesinden sonra yayınlanacaktır
Yorumlar

   Bu haber henüz yorumlanmamış...

Benzer Haberler
Sayfa başına gitSayfa başına git
Masaüstü Görünümü  ♦   Künye
Copyright © 2026 Dadaş Gazetesi